 |
|
|
|
|
|
PROWEIN
2008, International Trade Fair for Wines and Spirits, Tarih: 16-18
Mart 2008, Yer: Düsseldorf/Almanya
WORLD FOOD UZBEKISTAN 2008,
International Food Exhibition, Uluslararası Gıda Fuarı, Tarih: 25-27
Mart 2008, Yer: Taşkent/Özbekistan
SIAGRO 2008,
International Food Exhibition & Food Processing Equipment,
Uluslararası Gıda ve Gıda İşleme Fuarı, Tarih: 26-29 Mart 2008, Yer:
Dakar/Senegal
EUROGASTRO 2008, Trade Fair for
Hotels, Restaurants & Catering, Otel, Restoran ve Caterin Fuarı,
Tarih: 27-29 Mart 2008, Yer: Varşova/Polonya
SALONE DEL
CIOCCOLATO ARTIGIANALE E DI QUALITÀ 2008, Quality Chocolate Expo,
Kaliteli Çikolata Fuarı, Tarih: 28-30 Mart 2008, Yer: Milano/İtalya
EUROPAIN 2008, World
Bakery, Patisserie and Catering Exhibition, Dünya Fırıncılık,
Pastane ve Catering Fuarı, Tarih: 29 Mart-2 Nisan 2008, Yer:
Paris/Fransa
INTERSUC,
International Chocolate, Confectionery, Biscuit, Pastry and Gourmet
Products Exhibition, Uluslararası Çikolata, Şekerleme, Bisküvi,
Pastry ve Gurme Fuarı, Tarih: 29 Mart-2 Nisan 2008, Yer:
Paris/Fransa
INGREDIENTS ST. PETERSBURG 2008,
Food Ingredients Additives and Flavors, Gıda Katkı Maddeleri ve
Aromaları Fuarı, Tarih: 1-3 Nisan 2008, Yer: St. Petersburg/Rusya
SAWSANA 2008,
International Agricultural Exhibition, Tarih: 1-4 Nisan 2008, Yer:
Amman/Ürdün |
 |
|
 |
Lojistik Yönetim Danışmanı Atilla Yıldıztekin:
“Rekabet hem fiyat hem kalitede yoğunlaştı”
“Düşük fiyata bağlı rekabet bir yandan kalitenin düşmesine, projenin
başarısız olmasına hatta yarım kalmasına, diğer yandan firmaların aşırı
kapasite ile çalışmasına ve maliyetlerin yükselmesine, karın azalmasına
neden olmaktadır” diyen Lojistik Yönetim Danışmanı Atilla Yıldıztekin
sorularımızı yanıtladı.
-Sayın Yıldıztekin, sektör 2007 yılını nasıl geçirdi, ne kadar büyüklüğe
ulaşıldı? 2006’ya kıyasla büyüme oranı ne oldu?
Lojistik sektörünün büyümesinde iki unsuru değerlendirmek gerekiyor.
Öncelikle potansiyetli yani ülkemizdeki üretici firmaların taşıma,
depolama, değer yaratıcı, envanter gibi maliyetlerinin tamamını bilmemiz
gerekiyor. Buna lojistik potansiyel diyoruz. Bu potansiyelin büyüklüğü
GSMH’mızın % 13’ü oranında gerçekleşmektedir. 2006 yılındaki GSMH’mız
575 milyar YTL olup 2007, yılındaki beklenti 630 milyar YTL’dir. Bu
potansiyelin % 30-% 35 kısmını yabancı şirketlere kaybetmekteyiz. Bu da
lojistik potansiyelin 2006 yılında 50 milyar YTL ve 2007 yılındaki
beklentinin 55 milyar YTL olduğunu anlatır. Bu potansiyelin pazar haline
dönüşü ise şirketlerin kendi ürünlerinin taşımalarını, depolama
hizmetlerini, dağıtımlarını lojistik şirketlere vermesi demektir. Pazarı
oluşturur. Dışkaynak kullanımı dediğimiz bu oranın artması ile lojistik
pazarı büyümektedir. Lojistik pazarının 2006 yılında potansiyelin % 30’u
kadar 15 milyar YTL olduğu. 2007 yılında da % 35 oranında gerçekleşerek
19 milyar YTL’ye ulaşacağı tahmin edilmektedir. Pazardaki lojistik
firmaların toplam cirolarında % 27 oranında bir büyüme söz konusudur. Bu
çalışma dolar bazında yapıldığında % 35’lere varan toplam ciro artışı
görülmektedir.
-Sektörün önde gelen oyuncularının son yıllarda teknolojiye olan
yatırımları giderek artıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Firmalar
teknoloji kullanımı açısından hangi noktada?
Sektörde ölçekler büyümüştür. 2005 yılında cirosu 100 milyon doları aşan
1-2 firma varken bu baraj 2006 yılında 5 firma tarafından aşılmış ve
2007 yılında da aşan firma sayısının 10 adedi geçeceği tahmin
edilmektedir. Büyüyen ölçekler beraberinde hem fiyat hem kalite olarak
hizmetin daha kontrollü yapılmasını zorunlu hale getirmiştir.
Müşterilerin hizmet beklenti seviyeleri yükselmiştir. Bu da ancak tüm
lojistik süreçlerin yazılımla, yeni teknolojilerle kontrol ile
sağlanmaktadır. Firmalar artık araçlarını uydudan takip edebilmekte,
depolarında RF sistemleri, otomatik ölçüm sistemleri, otomatik depolama
sistemleri kullanabilmektedir. Büyüyen ölçekler bu sistemlerin
kullanımını avantajlı duruma getirmiştir. Henüz gelişmiş ülkelerdeki
uydu bağlantıları, otomasyon, robot sistemler, RFID sistemleri,
simülasyonlar, SCM yazılımları, mobile el terminalleri kullanılmasa bile
kullanılacak ölçeklere ulaşmaya az zaman kalmıştır.
-Firmalar en fazla hangi alanlara yatırım yapıyor? Gelecek dönemde hangi
alanlara yatırım yapacaklar?
Firmalar geçtiğimiz 2 yıl boyunca pazarda rekabet avantajı yaratabilmek,
farklı lokasyondaki tesislerini birleştirmek amaçlarıyla öncelikle
depolama tesislerine, daha sonra uzak mesafe taşımayı ekonomik hale
getirmek için demir yolu taşımasına ve konteyner taşımacılığına yatırım
yaptılar. Limanlar, demiryolu elleçleme alanları da yatırım yapılan
konular içindeydi. Geçen dönem daha büyük ölçekli ve şehir dışında
kurulmuş depoların kiralanması ile geçmiştir.
2008 yılında da bu ve benzeri depoları inşa ettirmeye, satın almaya
başlayacaklardır. Eskimiş araçların yenilenmesi de yine yatırım yapılan
konulardandır. Araç filoları büyümüş ve yenilenmiştir.
-Sektörde en hızlı büyüme hangi segmentte gerçekleşiyor? Kara, hava,
deniz taşımacılığının payları ve büyüklükleri nedir? Kısa vadede hangisi
daha hızlı gelişecek?
Sektördeki büyüme görünür hacım olarak depolamadadır. Depolar daha fazla
görünür hale gelmiştir. Artan ithalat ve ihracat nedenleriyle daha büyük
depolara ihtiyaç olmaktadır. Taşımacılık sektöründe ise büyüme deniz
taşımacılığında, konteyner taşıması alanındadır. Ölçek olarak zaten
büyük olan bu sektör daha da büyümüştür. Büyüme hızı olarak en hızlı
demiryolu büyümüştür. Yurtiçi ve yurtdışı taşımalarda kısmn deniz ama
daha çok kara taşıması demiryoluna dönmüştür. Büyüklükleri hakkında bir
bilgi yoktur, ancak ton-km olarak iç ve dış taşıma ölçülebilmektedir. Bu
da 2006 için varsayım olup, 2007 için daha belli değildir.
Kısa vadede lojistik hizmetlerin Anadolu’ya yayılması gelişecek olan
konudur. Bu demiryolu taşımasını da geliştirecektir. Yurtiçi taşımada da
deniz taşıması önem kazanacaktır.
-Sektördeki yabancı ilgisini neye bağlıyorsunuz? Şu anda yabancıların
sahiplik oranı ortalama ne düzeyde?
Sektör uluslararası taşımalar göz önüne alındığında yabancı şirketlerin
etkisi vardır ancak yurtiçinde henüz yabancı ağırlığı
hissedilmemektedir. İstanbul’da çok sayıda lojistik şirketi olup en
büyüklerinin pazar payları % 2-% 3 oranındadır. Anadolu’da ambarlar veya
yerel dağıtım şirketleri lojistik hizmeti vermektedirler. Yabancı payı
yoktur.
-Önümüzdeki yıllarda (kısa ve orta vadede) yeni yabancı ortaklık, yerli
ve/veya yabancı birleşmelere şahit olacak mıyız?
Lojistik sektörü gelişen bir sektördür ve özellikle fonların,
uluslararası lojistik şirketlerin ilgisi devam etmektedir. Sektör bir
yabancı için yatırım yapacak olgunluğa ulaşmamıştır. Ancak birden fazla
şirketin birlikte satınalınması ile bir ölçek avantajı
yaratılabilecektir. Yabancı ortaklı firma sayımız azdır. Şirketlerin
kurumsallaşması, ölçek büyütmesi ile gelecekte artacağı tahmin
edilmektedir. Kargo sektöründe gerçekleşen yabancı ortaklı benzeri
yatırımlar devam edecektir. Yerli şirket birleşmeleri Türk işvereninin
mantığına uymamaktadır. Bu nedenle şirketlerin ortaklık değil birbirini
satın alması yoluyla birleşme olabilecektir. Ölçeklerin küçük olması
birleşmelerden sinerji yaratılmasına olanak sağlamamaktadır. Çok fazla
segmente olmuş olan sektörde iki küçük birleşince yine küçük
kalmaktadır.
-Sizce yabancı gözüyle en fazla ilgi çeken firmalar hangileri? Neden?
Yabancıları ikiye ayırmak gerekiyor. Satın alıp ileride satmak amaçlı
yatırımcılar için orta ölçekli birden fazla firmayı tek seferde almak
avantaj olabilir. Bu süreç içinde firmaların geliştirmesi gerekmektedir.
Sektörün yurtdışı rakipleri ise büyük firmaları almaya ilgi
göstermektedir. Yeniden ülkemizde kuruluş ve iş büyütme süreçlerini
aşmamayı amaçlamaktadırlar.
-Yabancılar, lojistikte sektöre girmek için ne gibi kriterlere dikkat
ediyor, hangi özellikleri arıyorlar?
İlgi çeken firmalar depo yatırımı olan, araç filoları yeni ve güçlü,
yönetimleri kurumsal, IT altyapısını tamamlamış olan tek patronlu veya
aileye ait şirketlerdir. Firmaların kayıtlarının düzgün, karlılıklarının
yüksek, çalışanların profesyonel ve yetenekli, şirketin tanınır ve
görünür olması, borçlarının yüksek olmaması, coğrafi olarak yaygınlığı
ve hizmet yelpazesinin genişliği aranan kriterlerdir.
-Öte yandan Türk firmalar da yurtdışına açılıyor. Yurtdışına açılan
yerli firmalar hakkında değerlendirmeleriniz nelerdir?
Yabancılar yurtiçine ilgi duyarken artan ithalat ve ihracat yerli
firmaları dışarıya yönlendirmektedir. Kapıdan kapıya lojistik amacıyla
Balkan ülkelerinde Arap ülkelerinde CIS ülkelerinde şubeler, depolar
açılmaktadır. Avrupa’ya da yayılmaya başlayan uluslararası
taşımacılarımız mevcuttur. Küçük ölçekte başlamaktadırlar. Öncelikle
işlerinin kontrolü operasyona destek olarak gitmekte olup yakın bir
gelecekte pazarlamaları da aktif olarak çalışmaya başlayacaktır. Yerel
şirket satınalmaları gündeme gelecektir.
-Şirketler, yoğun rekabet ortamında var olabilmek için özellikle hangi
temel başlıklara yoğunlaşmalı?
Rekabet hem fiyat hem kalitede yoğunlaşmıştır. Bunun sağlanması için
firmaların süreçlerini verimli hale getirmeleri, hataları azaltmaları,
ölçümlemeye başlaması, projelerde bütçe hazırlaması yani yönetim alt
yapılarını güçlendirmeleri gerekir. Daha sonra ölçeklerini büyütmesi,
verimliliklerini artırması, eksik hizmetler için stratejik iş birlikleri
yapması, dış ülkelerde taşımacılık bağları oluşturmaları ve Anadolu’ya
açılmaları gerekmektedir. Tüm bunları koşulsuz müşteri memnuniyeti
baskısı altında yapacaklar, kar ve nakit yaratacaklardır. İşin zoru
budur bu da ancak profesyonel destekle sağlanabilir. Yöneticilerin her
şeyi en iyi bilirim dedikleri ortamlardan
çıkmaları gerekmektedir.
-Bazı firmalar yatırımlarını özellikle depolama üzerine yoğunlaştırıyor.
Depo kapasiteleri firma büyüklüleri değerlendirilirken önemli bir kriter
midir?
Depo kapasitesi, eğer depolar metrekare olarak müşteriye kiralanıyorsa
kriter değildir. Depo içinde değer yaratıcı hizmetler veriliyorsa,
fiyatlar palet veya koli başına fatura ediliyorsa, hatta depodan geçen
ürünün satış fiyatının belli bir % si ile iş yapılıyorsa depoculuk
yapılıyor demektir.
Firmalar depolamaya daha çok yatırım yapacaklardır çünkü taşıma işini
yapan bir firma için işini rakibine kaybetmesi bir şikayet ile
yapılıyorsa da; depolar o kadar kolay terk edilememektedir. Depolama
hizmeti müşteriyi bağlayan bir hizmet şeklidir. Deposunu yönettiğiniz
müşteri büyük bir sorun çıkmadıkça kaybedilmez.
-Son olarak birçok sektör temsilcisinin şikayetçi olduğu fiyat rekabeti
hakkındaki değerlendirmeleriniz nelerdir? Fiyat rekabeti sektördeki
dengeleri veya kalite anlayışını bozuyor mu, neden?
Sektörde fiyatın, toplam sürecin yerine getirilmesi olarak
gerçekleşmesini arzu etmekteyim. Sadece depolama, sadece deniz veya kara
taşıması yapan bir şirketin rekabet edebilmesi ancak fiyatın kırılmasına
bağlıdır; çünkü işi müşteri tanımlamaktadır. Lojistik projelerde fiyat
toplam fiyattır ve her proje bir diğerinden farklıdır. Bu durumda fiyata
değil alına hizmetin fayda-maliyet analizine bağlı karar verilmektedir
ve fiyat ikinci planda kalmaktadır.
Düşük fiyata bağlı rekabet bir yandan kalitenin düşmesine, projenin
başarısız olmasına hatta yarım kalmasına, diğer yandan firmaların aşırı
kapasite ile çalışmasına ve maliyetlerin yükselmesine, karın azalmasına
neden olmaktadır.
|
|
 |
|