şubat 2008 - sayı: 93    anasayfa / editör / abonelik /  reklam / künye / iletişim 
 
            
 
  PROWEIN 2008, International Trade Fair for Wines and Spirits, Tarih: 16-18 Mart 2008, Yer: Düsseldorf/Almanya

WORLD FOOD UZBEKISTAN 2008, International Food Exhibition, Uluslararası Gıda Fuarı, Tarih: 25-27 Mart 2008, Yer: Taşkent/Özbekistan

SIAGRO 2008, International Food Exhibition & Food Processing Equipment, Uluslararası Gıda ve Gıda İşleme Fuarı, Tarih: 26-29 Mart 2008, Yer: Dakar/Senegal

EUROGASTRO 2008, Trade Fair for Hotels, Restaurants & Catering, Otel, Restoran ve Caterin Fuarı, Tarih: 27-29 Mart 2008, Yer: Varşova/Polonya

SALONE DEL CIOCCOLATO ARTIGIANALE E DI QUALITÀ 2008, Quality Chocolate Expo, Kaliteli Çikolata Fuarı, Tarih: 28-30 Mart 2008, Yer: Milano/İtalya

EUROPAIN 2008, World Bakery, Patisserie and Catering Exhibition, Dünya Fırıncılık, Pastane ve Catering Fuarı, Tarih: 29 Mart-2 Nisan 2008, Yer: Paris/Fransa

INTERSUC, International Chocolate, Confectionery, Biscuit, Pastry and Gourmet Products Exhibition, Uluslararası Çikolata, Şekerleme, Bisküvi, Pastry ve Gurme Fuarı, Tarih: 29 Mart-2 Nisan 2008, Yer: Paris/Fransa

INGREDIENTS ST. PETERSBURG 2008, Food Ingredients Additives and Flavors, Gıda Katkı Maddeleri ve Aromaları Fuarı, Tarih: 1-3 Nisan 2008, Yer: St. Petersburg/Rusya

SAWSANA 2008, International Agricultural Exhibition, Tarih: 1-4 Nisan 2008, Yer: Amman/Ürdün

 

 

 Süt ve süt ürünlerinde çeşitlilik arttı

Süt ve süt ürünlerinin büyük bir bölümünün kolayca bozulabilen yapıda olması ihracatta raf ömrü nispeten dah
a uzun, daha fazla katma değer yaratan ürünleri öne çıkarıyor. Nitekim peynir ihracat açısından önemli ürünler arasında en yüksek paya sahip. Bunu tereyağı izliyor. Özellikle son yıllarda bir başka süt ürünü olan dondurmada da ihracat açısından önemli gelişmeler kaydedildi.

Sektörde üretim yapısının daha çok küçük aile işletmelerinden oluşmasına karşın son yıllarda süt ve süt ürünleri konusunda yatırımlar hız kazanarak üretimde oldukça yüksek miktarlarda artışlar gözlenmiştir. Gelir artışı ve tüketicilerin beslenme konusunda daha bilinçli davranmaya başlamalarından dolayı geleneksel metotlarla üretilen süt
ürünlerine yönelik talep azalmaya başlamış ve işlenme derecesi en azından pastörize düzeyinde olan sütlerden üretilen ürünler ağırlık kazanmaya başlamıştır.

Tablo¬1: Yıllar itibarıyla Türkiye'de süt ve süt ürünleri üretimi (1000 Ton)

Ürün 

                                    1996  1997  1998  1999  2000  2001  2002  2003  2004  2005* 

İşlenmiş içme sütü       278    320    350    340  370     365    415    457    485     510 

Yoğurt                         680     735    772    800  870     890   910    940     975    1010

Beyaz peynir               179     190    200    200  220     224   230    240     250     265 

Kaşar peynir                 44        47      50      52    55       53     55      65       72       80 

Tereyağı                     122      122     124   124   133     132  134     143    150     158 

Ülkemizde süt ve süt ürünleri tüketiminin gelişmiş ülkelerin tüketimi ile karşılaştırıldığında oldukça düşük düzeyde bulunması, sektörde yabancı yatırımların yapılmasına neden olmuştur. Bu yatırımlar ağırlıklı olarak ortaklık düzeyinde gerçekleşti. Bunun sebebinin yabancı firmaların iç pazararahat girebilmek için yerli firmalar tarafından kurulan dağıtım ağlarından faydalanmayı tercih etmelerinden kaynaklanıyor.
Süt ve süt ürünleri işletmeleri ağırlıklı olarak Ege ve Marmara bölgelerinde kurulmuş olup, hayvancılığa yapılan yatırımlara paralel olarak özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin de gelecek yıllarda önemli üretim merkezleri haline geleceği düşünülüyor.
Süt tüketim alışkanlığının daha da yaygın hale getirilmesine yönelik olarak üretici firmalar Ar-Ge faaliyetlerine hız vererek iç pazara yeni ürünler (laktoz şekeri içermeyen süt, belirli yaş gruplarının
ihtiyaçlarına yönelik hazırlanmış süt vb.) sunmaya başladılar. Bu ürünlerin daha çok belirli tüketici gruplarına yönelik olarak üretildiği dikkat çekiyor.
Bu konudaki bir başka gelişme de geleneksel ürünlerin de (ayran, kaymak ve geleneksel peynir çeşitleri) modern işleme yöntemleri ile işlenerek pazara sunulmalarıyla ilgili. Bunun yanı sıra batı ülkelerinde tüketimi yaygın halde bulunan süt ürünleri de günümüzde birçok firma tarafından Türkiye’de üretilmeye başlandı.
Bu ürünler arasından özellikle meyveli yoğurt ve mozerella peyniri yıllar itibarıyla
tüketim açısından giderek artan bir trend gösteriyor. Dondurma üretiminde ise yabancı sermayeli yatırımlar ağırlıkta ve üretimin önemli kısmını gerçekleştiriyor. Pazarın doymamış olmasından dolayı, yerli firmalar da bu konudaki yatırımlarını hızlandırdılar.
Bunun yanı sıra yerel çeşitlerde (Maraş dondurması gibi) pazara sunuluyor.

Süt ve süt ürünleri dış ticareti


Süt ve süt ürünlerinin büyük bir bölümünün kolayca bozulabilen yapıda olması ihracatta raf ömrü nispeten daha uzun, daha fazla katma değer yaratan ürünleri öne çıkarıyor. Peynir ihracat açısından önemli ürünler arasında en yüksek paya sahip. Bunu tereyağı izliyor. Özellikle son yıllarda bir başka süt ürünü olan dondurmada da ihracat açısından önemli gelişmeler kaydedildi. (Tablo 2).

Tablo 2. Türkiye’nin yıllar itibarıyla toplam süt ve süt ürünleri ihracatı ve ithalatı (Miktar: ton, değer: 1000 $)

İ T H A L A T

 

 

1990

1995

2000

2001

2002

2003

2004

Süt

Miktar

33

128

213

685

906

2 049

2 915

Değer

41

85

138

501

690

2 083

3 377

Süt tozu

Miktar

39

239

318

174

107

262

510

Değer

144

310

699

435

236

482

830

Yoğurt

Miktar

200

300

237

306

59

74

345

Değer

104

63

314

297

83

226

357

Peyniraltı suyu

Miktar

-

1

298

2 855

4 577

5 659

5 276

Değer

-

6

212

1 684

2 279

2 353

2 734

Tereyağı

Miktar

126

307

95

115

134

85

76

Değer

433

779

353

305

430

272

285

Peynir ve lor

Miktar

3 241

4 976

4 751

4 730

7 593

8 842

10 672

Değer

7 324

11 331

12 947

13 002

19 979

24 262

27 771

Genel Toplam

Miktar

3 639

5 951

5 914

8 868

13 377

16 974

19 795

Değer

8 046

12 574

14 667

16 226

23 699

29 682

35 357

İ H R A C A T

Süt

Miktar

33

195

18

29

105

114

202

Değer

34

116

12

13

80

122

197

Süt tozu

Miktar

10 379

6 266

7 216

2 620

5 556

12 041

11 881

Değer

9 796

13 268

12 093

5 683

8 733

20 660

25 228

Yoğurt

Miktar

17

38

98

28

324

325

338

Değer

20

59

148

54

337

413

502

Peyniraltı suyu

Miktar

1 982

1 705

1 365

669

436

527

535

Değer

1 570

1 778

1 086

606

548

603

1 631

Tereyağı

Miktar

2 403

3 206

3 865

1 683

3 306

5 175

4 293

Değer

3 003

6 942

6 869

2 773

4 958

8 803

10 209

Peynir ve lor

Miktar

1 534

2 785

5 722

3 716

4 449

3 362

5 366

Değer

3 047

5 561

11 746

6 394

8 666

9 136

16 517

Genel Toplam

Miktar

16 348

14 195

18 284

8 745

14 176

21 544

22 615

Değer

17 470

27 724

31 954

15 523

23 322

39 737

54 284

                     

Türkiye’nin süt ürünleri satabildiği ülkelerin başında Azerbaycan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Suudi Arabistan ve Irak ile KKTC, ABD, Makedonya ve Yugoslavya geliyor. Özellikle peynir ihracatında son yıllarda ABD, Irak ve Lübnan önde gelen ülkeler arasında yer alıyor.
Türkiye süt ürünleri ithalatçısı ülkelere yakınlığı nedeni ile avantajlı bir konumda bulunuyor. Özellikle Rusya Federasyonu ve Ortadoğu ülkeleri, dünyadaki önemli süt ürünleri ithalatçısı ülkeler arasında başta geliyor. Bu ülkelerin hedef pazar olarak değerlendirilmesinin yararlı olacağı belirtiliyor.
Süt ve süt ürünlerinin ithalatı AB üyesi ülkeler başta olmak üzere, KKTC, Ukrayna, ABD, Avustralya, Moldovya, Hırvatistan ve İsviçre’den yapılıyor. Adı geçen bu ülkelerden ağırlıklı olarak tereyağı ve süt tozu ithal ediliyor. Süt tozuna % 150, tereyağına % 140 oranında gümrük vergisi uygulanmaktadır. Yüksek gümrük vergi oranlarından ötürü söz konusu bu ürünler, ağırlıklı olarak Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında ithal ediliyor ve yurtiçinde farklı ürünlerin (çikolata, bisküvi vb.) üretiminde kullanıldıktan sonra ihraç ediliyor. 2004 yılında ithal edilen süt tozunun yaklaşık % 100’ü, tereyağının ise % 32’si DİR kapsamında ithal edildi.

İşletme sayısı ve büyüklüğü

Türkiye’de tarımsal işletme olarak da anlaşılan ve tarımla uğraşan hane halkı olarak ifade edilen birimlerin sayısı en son 2001 yılı Genel Tarım Sayımında tespit edildi. Bu sayımın sonuçlarına göre bütün köyler ile nüfusu 5000’in altına olan yerleşim birimlerinde tarımla uğraşan hane halkı sayısı 3.076.650 ve işletmelerin ortalama arazi varlığı 60 da olarak hesaplanıyor. Söz konusu işletmelerin % 2,36’sında hayvansal üretim, % 30,22’sinde bitkisel üretim, geri kalan % 67,42’sinde ise bitkisel ve hayvansal üretim bir arada yapılıyor.
Nüfusu 25 bin ve altında olan yerleşim birimleri esas alındığında tarımla uğraşan hane halkı sayısı 4.106 983’e yükseliyor. Yani Türkiye’de nüfusu 5-25 bin arasında olan yerleşim birimlerinde oturan ailelerden yaklaşık bir milyonu tarımla uğraşıyor.

Genotipler

Türkiye’de hayvansal üretime önemli katkıda bulunan ve tanımlanabilir genotipik çeşitlilik gösteren türlere ilişkin bazı değerlendirmeler:
Sığır: Daha önce belirtildiği gibi 2004 yılı Türkiye sığır varlığı yaklaşık 10 milyon baştır. Bunun % 21’i kültür ırkı, % 44’ü kültür ırkı melezi ve % 35’i de yerli ırk olarak tanımlanmaktadır (Tablo 3).

Tablo 3. Tarımsal bölgeler sığır varlığında çeşitli genotiplerin (kültür ırkı, kültür ırkı melezi ve yerli ) ve Türkiye sığır varlığında bölgelerin payı (%)

BÖLGELER

Bölge sığır varlığında genotiplerin payı (%)

Türkiye sığır varlığında bölgenin payı (%)

Kültür Irkı

Kültür Irkı Melezi

Yerli Genotip

Top.

Kültür Irkı

Kültür Irkı Melezi

Yerli Genotip

Toplam

Sığır

1

Ortakuzey

19,33

48,27

32,40

100

11,21

13,43

11,12

12,15

2

Ege

45,04

39,19

15,77

30,83

12,87

6,39

14,34

3

Marmara

47,60

47,47

4,93

15,71

7,52

0,96

6,91

4

Akdeniz

14,66

69,62

15,72

4,47

10,18

2,83

6,38

5

Kuzeydoğu

5,31

35,36

59,33

4,11

13,14

27,19

16,22

6

Güneydoğu

6,71

23,27

70,02

3,47

5,78

21,43

10,83

7

Karadeniz

12,01

48,96

39,03

7,83

15,31

15,05

13,65

8

Ortadoğu

12,47

47,47

40,06

5,76

10,52

10,94

9,67

9

Ortagüney

35,40

49,89

14,71

16,63

11,25

4,09

9,84

 

Türkiye

20,95

43,65

35,40

100

DİE kayıtlarından 2004 yılı için düzenlenmiştir

Genotip gruplarının bölgelere dağılımında önemli farklılıklar mevcuttur. Örneğin Türkiye’de yerli ırk olarak tanımlanan sığırların yaklaşık üçte ikisi 5., 6. ve 7. Tarımsal Bölgelerde yetiştiriliyor. Bunlardan Kuzeydoğu olarak isimlendirilen 5. bölgede Türkiye sığır varlığının yaklaşık % 16’sı barındırılmakta ve bölge sığırlarının % 60’ını yerli ırklar oluşturuyor.
Toplam sığır varlığında kültür ırkı sığırların payının en yüksek olduğu yerler 2., 3. ve 9. Tarımsal Bölgeler ve bu üç bölge Türkiye kültür ırkı sığır varlığının % 63’ünü barındırıyor.
Kültür ırkı melezleri, Türkiye sığır varlığının neredeyse yarısı kadar. Melez sığırların payının en düşük olduğu bölge, % 23 ile 6. bölge, en yüksek olduğu bölge de % 70 ile 4. bölge. Sığır genotip gruplarının payları bakımından bölgeler arası farklılık oldukça dikkat çekici.
Koyun: Türkiye koyun varlığı yaklaşık 25,2 milyon baş olup, bunun % 96,4’ü yerli, % 3,6’sı Merinos olarak tanımlanıyor. Türkiye koyun varlığının yaklaşık üçte biri (% 32,97) 6. tarımsal bölgede barındırılıyor (Tablo 18). Buna karşılık 3. ve 7. Tarımsal Bölgeler, Türkiye koyun varlığının sırasıyla % 3,1 ve 3,5’ine sahip. Koyun yetiştiriciliği 6., 5. ve 9. bölgelere yoğunlaşmakta ve yaklaşık 750 bin baş merinosun yarısının 1. bölgede olduğu hesaplanabiliyor. Türkiye’de koyun varlığının büyük bölümünü ülkenin yerli ırkları oluşturuyor.

Tablo 4. Türkiye Koyun ve keçi varlığında tarımsal bölgelerin payı (%)

 

Koyun

Kıl Keçisi

Ankara Keçisi

BÖLGELER

Yerli

Merinos

Toplam

Ortakuzey

7,85

53,42

9,23

5,52

70,48

Ege

10,27

13,81

10,38

19,99

0,98