Gıda 2000 Dergisi

Bunge Satış ve Pazarlama Direktörü Fuat Tütüncü: “İkinci olmayı sevmiyoruz”

bunge

Beş kıtada, 35 ülkede tarım ürünleri konusunda faaliyet gösteren Bunge, 200 yıllık geçmişiyle dünyanın en büyük gıda şirketlerinden biri. 400’ün üzerinde fabrika, alım merkezi, depo ve liman ile 35 bini aşkın çalışanıyla gıda sektörünün en önemli oyuncuları arasında yer alıyor.

-Sayın Tütüncü, Salat markasının Bunge Ailesi’ne katılış öyküsünü öğrenebilir miyiz?

Beş kıtada, 35 ülkede tarım ürünleri konusunda faaliyet gösteren Bunge, 200 yıllık geçmişiyle dünyanın en büyük gıda şirketlerinden biridir. 400’ün üzerinde fabrika, alım merkezi, depo ve liman ile 35 bini aşkın çalışanımızla gıda sektörünün en önemli oyuncuları arasında yer alıyoruz.

Şirketimizin ticari faaliyet gösterdiği ülkelerdeki marka sahibi olma stratejisi, her ülkede, ya pazarın beklentilerine ve tüketicilerin tercihlerine en uygun olacak markayı yaratma ya da var olan bir markayı satın alma şeklindedir. Türkiye’de kendi markamıza sahip olmaya karar verdikten sonra öncelikli olarak tüketiciye yönelik pazar araştırmaları gerçekleştirdik.

Dört farklı araştırma yaptık ve bu araştırmalarda öncelikle ayçiçek yağı denince tüketicilerin beklentilerini anlamaya çalıştık. Daha sonra markaların pazardaki yerlerini güçlü ve zayıf yönlerini inceledik ve Salat özelinde derinlemesine araştırma yaptık. Araştırmalarımız sonrasında ortaya çok net bir sonuç çıktı. Salat demek ayçiçek yağı demekti ve tüketiciler bu kategoride ürünü Salat ile bağdaştırmışlardı. Araştırmalarda elde ettiğimiz sonuçlar, markayı satın almaya karar verme sürecimizde önemli bir rol oynadı ve ülkenin 30 yılına damgasını vuran Salat’ı satın alma kararı aldık.

Salat, kategorisinde jenerik isim olmuş ve yağa adını vermiş olan bir marka. Öyle ki, tüketiciler bakkala ya da markete gittiğinde “bana bir ayçiçek yağı verir misin yerine, bana bir Salat verir misin” diyorlar. Bizlerin de bu kadar güçlü bir marka kimliğine sahip olan Salat için oluşturulabileceğimiz tek bir kimlik vardı;

“Yemeklere tadını, yağa adını veren marka… Salat”

Ürünün kalitesi, lezzeti, tüketicide yaratmış olduğu güven ve sadakat, rakiplerle kıyaslandığında çok kolay ve çok kısa sürede yaratılabilecek bir şey değil. Bizler Salat markamızı bu pazarda kalite, lezzet ve doğallık ile Salat’ın sahip olduğu mirasa uygun biçimde konumlayacağız.

– Salat’ın ürün portföyü ve Ar-Ge çalışmaları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Salat markamızın, ayçiçek, kanola ve mısır yağı olmak üzere üç çeşidi bulunuyor.

Tüketicilerimizin talepleri doğrultusunda onların istedikleri lezzetleri geliştirecek araştırmaları yapabilmek için teknolojiye ve Ar-Ge yatırımlarına büyük önem veriyoruz. Mühendislerimiz, modern işletme tesislerimizdeki Ar-Ge laboratuvarlarımızda, sağlıklı olduğu kadar lezzet değeri yüksek ürünler sunmak için büyük bir titizlikle çalışmalarını sürdürmektedirler.

-2014 yılı için hedefleriniz (ürün, yatırım, ciro vb.) nelerdir?

Önümüzdeki sene, ayçiçeği, mısır ve kanola yağından oluşan ürün çeşitlerimize hem Sızma hem de Riviera zeytinyağını ekleyerek portföyümüz genişletmeyi hedefliyoruz. Orta vadeli hedefimiz, Salat’ı bulunduğumuz coğrafyada en çok tercih edilen marka yapmak. Uzun vadeli hedefimiz ise, Salat’ı bir dünya markası haline getirmek. Bununla birlikte Salat markamızla sektörde kısa bir sürede lider olmayı hedefliyoruz. Çünkü Bunge olarak dünyada her zaman hedefimiz, faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlarda lider olmak. Bizler hiçbir zaman “ikinci olmayı sevmiyoruz”.

-Ürünlerinizin bulunabilirliği nedir? Satış, pazarlama ve dağıtım ağı ile ilgili bilgi alabilir miyiz?

Ürünlerimizi Türkiye’nin her noktasına ulaştırma konusundaki çalışmalarımız büyük bir hızla devam ediyor. Satış yapımızı Modern ve Geleneksel Kanallar olarak 2 çatı altında oluşturduk. Bu yapı ile ulusal ve yerel zincirlere direkt ulaşırken, bölge yapılanmamız paralelinde distribütör sistemimiz de, Salat’ı her satış noktasına ulaştırmak için yoğun bir şekilde çalışıyor. Bununla birlikte B2B sistemi ile 10 lt ve 18 lt ambalajlarla ev dışı tüketime ve endüstriyel kullanıma yönelik dağıtım stratejisi de oluşturmuş durumdayız. Dağıtım, dolayısıyla bulunabilirlik, bahsettiğim çatı altında etkin biçimde kullanılırken, tüketiciye yönelik gerek reklam gerekse de mağaza içi aktiviteler ile Salat markamızı uzun süreli pazarlama ve marka yatırımı ile destekliyor olacağız.

-Bitkisel yağ sektörünün mevcut durumunu değerlendirebilir misiniz? Sektörde yaşadığınız sorunlar ve çözüm önerileriniz nelerdir?

Türkiye’de gerek hızlı nüfus artışı ve gerekse kişi başına artan tüketim sonucu bitkisel yağ tüketiminde sürekli bir artış gözlenmektedir ve ayçiçek yağı tüketici talebine baktığımızda en büyük paya sahiptir. Ancak gelişmiş ülkeleri ile kıyasladığımızda kişi başına tüketimde alınacak çok fazla yol olduğunu görebiliyoruz.

Ülkemizin yıllık toplam bitkisel rafine yağ gereksinimi 1 milyon metrik ton kadar olup buna karşılık Türkiye’nin yıllık yağ üretimi bu rakamın ancak yarısını karşılayabilmektedir. Türkiye yağlı tohum yetiştirilmesi bakımından çok uygun bir ülke olmasına rağmen, her türlü yağ bitkisinin üretimi, tahıl üretimine göre geri planda kalmıştır. Dolayısıyla, hammaddede dışa bağımlılık yaşanmakta ve ülkemizde, her yıl bu açığı kapatacak bitkisel ham yağ ile yağlı tohum ithalatı yapmaktadır.

İstikrarlı bir yağlı tohumlar politikasının sürdürülmemesi, üretim planlamasının olmaması, sektörün hammadde ihtiyacının düzenli şekilde karşılanamaması ve bitkisel yağların biyodizel üretiminde de kullanılmaya başlanacak olması, yağ açığının daha büyük rakamlara ulaşmasına neden olacaktır.

Yağlı tohumda üretimin artması için yağlı tohum bitkilerin ekim alanları genişletilmeli, devlet desteğinin ana hedefi üretimi yönlendirme olmalıdır. Ülkemizin yağ konusunda dışa bağımlılıktan kurtulması, güven ve istikrar ortamında serbest rekabet şartlarında sektörün büyümesi ve yeni yatırımların gelmesinin, bütün bu politikaların uygulanmaya başlamasıyla hayata geçeceğine inanıyorum.

Bunların yanı sıra sektörde yaşanan bir diğer önemli sorun da, gerçekleştirilen tağşiş uygulamalarıdır. Türk insanının en çok tükettiği ayçiçeği yağına, fiyatı daha düşük olan diğer yağların karıştırılarak tüketiciye sunulması, haksız rekabete yol açmaktadır. Bu sorunu ortadan kaldırmak için denetimlerin artırılması ve caydırıcı cezaların yürürlüğe girmesi gerekir.

Exit mobile version