Modern Seracılık Zirvesi’nde yatırım çağrısı yapıldı

Körfezde petrol için savaş yaşanırken zor zamanların en stratejik konusu, serada yaş meyve, sebze üretimi, Sera-Bir’in Antalya’da düzenlediği II. Modern Seracılık Zirvesi’nde ele alındı. Bölgemizdeki son gelişmelerin yerli sera üreticisine yeni bir fırsat penceresi sunduğuna dikkat çeken Sera-Bir Başkanı Onur Girdap, “Türkiye, hem konum hem de sahip olduğu doğal şartlarıyla avantajlarını iyi değerlendirmeli. Ancak mevcut sera sayısının sadece yüzde 2.5’unda modern seracılık yapılıyor. Bunu artırmalıyız” dedi.

Sera-Bir tarafından düzenlenen II. Modern Seracılık Zirvesi, Antalya’da gerçekleştirildi. Ana sponsorları Ziraat Bankası, Palmira Agro ve AG Tohum’un olduğu Zirve’de, tohumculardan üreticilere, finanstan yatırımcılara, kurulumdan iklimlendirmeye ve zararlılarla mücadeleye kadar sektörün tüm paydaşları bir araya geldi. Paneller ve sunumlarla mevcut durumun fotoğrafı çekilirken, sorunlar ve çözüm önerileri konuşuldu. Bölgemizdeki son gelişmeler ışığında yerli üreticilerin globalde nasıl daha güçlü oyuncu olabileceği ele alındı.

Zirve’yi değerlendiren Sera-Bir Başkanı Onur Girdap, “Bu zirvelerle sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirerek seracılık alanındaki yeni teknolojileri, diğer uygulama yeniliklerini üyelerimizle paylaşıyoruz… Mevcut bilgi birikimimizi tazeliyor, yeni pazarlar için ne yapabiliriz, nasıl ortak hareket edebiliriz, sektör dinamiklerini nasıl yönlendirebiliriz sorularına yanıt arıyoruz… En öncelikli faaliyet konularımızdan biri de teknolojik sera yatırımlarını artırmak… Yüksek teknoloji ve bilgi birikimin buluştuğu bu seralar, çok ciddi sermaye gerektiriyor. Doğal olarak, topraksız seracılıkla topraklı seracılık arasında maliyet açısından çok fark var” dedi.

“Avrupa ülkeleriyle kafa kafaya rekabetteyiz”

Girdap, şunları ekledi; “Diğer yandan bizler çok kontrollü, tamamen Avrupa’ya ihracat çalışan firmalarız. O nedenle dünyadaki yenilikleri yakından takip ediyoruz.  Bu bakış açısıyla geçen yıl üretici arkadaşlarla Hollanda’ya gittik. Burada da dünyanın en büyük iki tohum şirketini gezdik. Güncel tohum ıslahlarıyla ve diğer uygulamalarla ilgili bilgiler aldık. Dünyanın neresinde olursa olsun knowhow’ı ülkemize getirmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Tohumculukta özellikle bunu yapmalıyız. Seracılıkta ise kafa kafaya rekabetteyiz. Onların yoğun enerji harcayarak ulaştığı birim başına verim miktarlarını bizler doğamızın elverişli olması sayesinde doğal olarak sağlayabiliyoruz. Onlar birim başına üretimde 40-45 iken biz 50-55’leri bulabiliyoruz. Ancak toplam 760 bin olan sera varlığının yalnızca 20 bini yani yüzde 2.5’u modern seracılık yapıyor… Bu oranı artırmalıyız. Öncelikli görevlerimizden biri bu olmalı çünkü çok tüketip az üreterek sürdürülebilirliği sağlayamayız. Topraklı seralarda bu oran üçte bir oranında daha düşük. Ayrıca mevcut seralarımızı da dönüştürmeliyiz. Buna bir formül bulmalıyız. Ülkemiz için bunu yüzde 50’lilere çıkardığımızda inanılmaz bir verim artışı sağlayabiliriz. Diğer yandan en büyük problemlerden biri de pestisit. Bunun önüne de muhakkak geçmeliyiz.

Tarım Bakanlığı yeni destekleri açıkladı 

Tarım Bakanlığı, mevcut seraların dönüşümü için stratejik vizyon belgesi yayınladı. Ayrıca Bakanlık, yeni teknolojik seralar için destekleri açıkladı. Sektörümüz için sevindirici haberler… Bu teşviklerden yararlanarak yeni yatırımları özendirmeli ve yol gösterici olmalıyız. 

Her sene 20 bin sera yapmalıyız 

Her yıl 20 bin yeni sera yapmalıyız. Yani mevcut sayıyı her yıl iki katına çıkarmalıyız. Bu performansla gitmemiz lazım. Gerçekten sektörümüzün önü çok açık. Finansman desteğiyle ilgili de gelişmeler bekliyoruz, bu konularda ciddi çalışmalar var. Ülkemizde yerli kaynakların kullanımıyla alakalı kararlı bir duruş var.  Yerli kaynakları kullanamazsak dışa bağımlı bir modelle üretim yaparsak savaşlar gibi dış etkenlerden daha çok etkileniriz ve rekabet edemeyiz.”

“Global rekabette daha güçlü oyuncu olabiliriz” 

Türkiye’nin gıda güvenliğinde sadece kendisi için değil dünya için de stratejik bir rol üstlendiğini, yerli sera üreticileri için yeni bir fırsat penceresinin açıldığını söyleyen Girdap, “Savaşın başlamasıyla başta Rusya olmak üzere uluslararası gıda talepleri Türkiye’ye yöneldi. Sera-Bir olarak her yıl düzenlemeye başladığımız zirvenin, uçak krizi ve pandemi gibi gıda güvenliğinde kritik yeni bir sürece denk gelmesi son derece isabetli oldu. Yerli üretimin paydaşlarının bu birlikteliği Türkiye’yi globalde daha güçlü bir oyuncu yapacak. Örnek olarak son gelişmelerin ardından Doğu Avrupa’da Hollanda’yı devre dışı bırakarak pazarı domine etmeyi başardık. Ayrıca İran’dan ürün alamamaya başlayan Rusya’dan gelen talepler artmaya başladı. Çoğu ülkenin gıda tedarik zinciri kırıldı. O ülkelerin üreticileri ihraç ürünlerini yerli piyasaya vermek zorunda kaldı. Tedarik için ise ilk akla gelen ülkelerin başında Türkiye geliyor. Avrupa’da doğal gaz krizi oluyor ya da Fas’ta gemide sorun oluyor… Biz birçok pazarda avantajlı hale geldik.

Çalıştaylarla bu süreç devam edecek 

Göreve gelmemizin ardından geçen iki yılda bu zirve dördüncü büyük etkinliğimiz oldu. Tüm paydaşların ilgisinden gördük ki daha çok bir araya gelmeliyiz. Daha çok bilgi alışverişi ve işbirliği yapmalıyız. Yakın zamanda düzenleyeceğimiz çalıştaylarla bunu sağlayacağız. Yerli Sera üretiminin tüm paydaşları olarak Sera-Bir etrafında ne kadar sıkı birleşirsek sadece sektörümüz için değil küresel rekabette ülkemiz için de güçlü durabiliriz.

Bölgesel gelişmeler takip ediliyor 

Tabii bölgemizde yaşanan küresel gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Tarım Bakanlığımızla sürekli iletişim halindeyiz. Lojistik yollarındaki gelişmeler, gıda tedarikinde yaşanan sıkıntılar ve fiyatlandırmalarla ilgili sorunlar gündemimizde. Zorluklara rağmen üretimden kopmadan yolumuza devam etmeye çalışıyoruz.”