Fersan Yönetim Kurulu Başkanı & CEO’su Gürhan Güven, Fersan’ın yerelden küresele uzanan yolculuğunu, gelişimini ve hedeflerini okuyucularımız ile paylaştı.
-Sayın Güven, Fersan’ın kuruluş öyküsünü ve Develey Grup’a katılma sürecini okuyucularımıza anlatabilir misiniz?
Fersan’ın hikayesi, 1978 yılında İzmir-Kemalpaşa’da küçük bir üretim tesisinde sirke üretimiyle başladı. Bizim öykümüz, adeta yerelden dünyaya uzanan, tutkuyla, azimle ve vizyonla örülmüş gerçek bir başarı ve gelişim yolculuğunu temsil ediyor. Kuruluşumuzdan itibaren insan sağlığına ve kaliteye önem veren, geleneklerimizden beslenen ancak daima geleceği hedefleyen bir şirket olduk.
Kısa süre sonra kurduğumuz turşu üretim tesisi sayesinde, hızla büyüyerek global fast-food zincirlerinin ülkemizdeki ve dünya genelindeki turşu ihtiyaçlarının, Türkiye’deki tek tedarikçisi konumuna geldik. Bu gelişme, uluslararası alandaki gücümüzün ilk ve en önemli kanıtlarından biriydi.
Yerelden küresele uzanan bu yolculuğun en kritik adımı ise 2012 yılında, 1845’te Münih’te yerel bir girişim ve aile şirketi olarak yola çıkan, bugünse köklü bir uluslararası gıda şirketi olan Develey Senf & Feinkost GmbH’nin bünyesine katılmamız oldu. Bu birleşme bize küresel bir oyuncu olmanın getirdiği ivmeyi kazandırarak uluslararası açılımımızı her geçen gün daha da büyütme yönünde kararlı adımlar atmamızı sağladı. Bugün, 200’den fazla çalışanımızla ve % 25 pazar payımızla Türkiye sirke sektöründe pazar lideriyiz ve “Glokal” bir şirket olarak 40’tan fazla ülkede on milyonlarca tüketiciye ulaşıyoruz.
-Bünyenizde hangi markalar ve ürünler yer alıyor? Temsilcisi olduğunuz markalar ve ürünler nelerdir?
Fersan olarak, bugün Türkiye’de ve ihracat pazarlarında geniş bir ürün yelpazesiyle faaliyet gösteriyoruz. Ana markamız olan Fersan çatısı altında, sirke kategorisinin yanı sıra turşu, sos, nonToxx sağlıklı vitaminli gazlı içecekler ve Ferfresh temizlik sirkeleri gibi çeşitli kategorilerde ürün çeşitliliğine sahibiz. Türkiye’de sirke sektörünün lideri olarak, meyve sirkeleri, balsamik sirkeler, nar ekşisi, limon sosu gibi geleneksel ve modern ürünleri tüketicilerimizle buluşturuyoruz.
Bunların yanı sıra global Develey Grup’un bir parçası olarak, uluslararası alanda tanınan markaları da Türkiye pazarına sunuyoruz. Bu kapsamda Develey, Aiko, Reine de Dijon ve Teekanne gibi markaların ürünleri de Türkiye’deki ürün portföyümüzde yer alıyor. Bu markalar altında ketçap, mayonez, hardal, dünya sosları, pirinç sirkesi, soya sosu ve Uzak Doğu lezzetleri koleksiyonu gibi geniş bir ürün gamını Türk tüketicisine sunmaktayız. Bu çeşitlilik ve Develey’in global gücü sayesinde, iç ve dış pazarlarda yenilikçi ve küresel markalı ürünlerle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.
-Yeni ürün geliştirmeye önem verdiğinizi biliyoruz. Yeni ürün ve Ar-Ge çalışmalarınızdan söz edebilir misiniz?
Fersan olarak sirke kullanımını çeşitlendirerek bu yelpazenin genişlemesine katkıda bulunuyoruz. Bu içgörümüzün yanı sıra, sağlıklı ve yenilikçi ürünlerle sürdürülebilir büyüme vizyonumuz doğrultusunda Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarına yatırım yaparak tüketici taleplerine uygun yeni ürünler geliştiriyoruz.
Geleceğe yönelik inovasyon planlarımız oldukça iddialı. Sirke ve turşunun geleneksel tarafını korurken diğer yandan çiğnenebilir jelibonlar gibi yeni ürünler geliştiriyor, sirke bazlı temizlik ürünlerimizi tüketicilerle buluşturuyoruz. İnovasyon yolculuğumuzun kilometre taşları arasında, Türkiye’deki ilk beyaz sirke üretimi, sağlıklı vitaminli gazlı içecekler ve Ferfresh temizlik sirkeleri gibi ürünler yer alıyor. Bunun yanı sıra Aronya Sirkesi ve Bal Sirkesi gibi katma değeri yüksek ürünleri pazara sunuyoruz. Sağlıklı yaşam trendinin günden güne güç kazandığı günümüzde, lezzetli bir alternatif olarak öne çıkan nonToxx sirke ve vitamin kombinasyonuyla ve düşük kalorili formülüyle öne çıkıyor.
-Fersan, kısa bir zaman önce “Güvenilir Tedarikçi Sertifikası” almaya hak kazandı. Bunun ne anlama geldiğini açıklayabilir misiniz?
Bahsettiğiniz “Güvenilir Tedarikçi Sertifikası” aslında Fersan’ın temel değerini, yani “Önce İnsan” yaklaşımını ve gıda güvenliğine olan koşulsuz bağlılığımızı özetliyor. Bir gıda üreticisi olarak, maksimum gıda güvenliği ve hijyen bizim en büyük önceliğimiz ve Entegre Yönetim Sistemi Politikamızın da temel unsurlarından biri. Bu sertifikalandırma, bizim ‘Tarladan Sofraya Ulaşan Kalite Yolculuğu’nu tam kontrol altında tutma hedefimize ulaştığımızın da göstergesi konumunda. Üretim tesislerimizde Türkiye ve dünyadaki en gelişmiş gıda güvenliği süreçlerini eksiksiz uyguluyoruz. Kalite standartlarımız uluslararası akredite sertifikalarla tescillenmiş durumda. BRC V9 Gıda Güvenliği, GLOBALGAP, Helal Gıda Denetimi (Kascert), Kosher Denetimi (Star-K) ve ISO standartlarının tamamı (9001, 14001, 45001, 50001), bize duyulan bu güveni daha da pekiştiriyor. Özellikle, global fast-food zincirlerinin tek turşu tedarikçisi olmamız, düzenli olarak dünyanın en titiz müşteri denetimlerinden (SQMS, NSF, Kerry, vb.) geçmemizi de beraberinde getiriyor. Bu sertifikalar ve denetimler, Fersan’ın sadece raflara ürün koyan bir şirket değil, aynı zamanda tüketicisine, çalışanına ve çevresine karşı sorumlu ve güvenilir bir partner olduğunun da kanıtı niteliğinde. Bu kontrolü sağlamak için, Prof. Dr. Nafiz Delen liderliğindeki Tarım Ekibimizle % 100 çiftçilerle sözleşmeli tarım yapıyor, fide çiftliğinden başlayarak hasat, fermantasyon ve paketlemeye kadar tüm süreci kendi bünyemizde yönetiyoruz.
-Faaliyetleriniz arasında ihracat da önemli bir yer tutuyor. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?
İhracat, Fersan’ın globalleşme vizyonunun temel ayaklarından biri olarak konumlanıyor. Develey Grup’a katılmamızla ivme kazanan uluslararası açılımımız sayesinde, bugün 40’tan fazla ülkeye ürünlerimizi ulaştırıyor, yerelden dünyaya uzanan lezzet köprüleri kuruyoruz.
Başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliği, ABD, Türk Cumhuriyetleri, Arap ülkeleri, Rusya, Japonya ve İsrail gibi birçok farklı coğrafyaya ihracat gerçekleştiriyoruz. Global fast-food restoran zincirlerinin dilimli kornişon turşusu ve jalapeño biberinde küresel tedarikçi olmamız da en büyük gurur kaynaklarımızdan biri. Bu, ürünlerimizin kalitesinin ve gıda güvenliği standartlarımızın uluslararası alanda en üst düzeyde kabul gördüğünün bir göstergesidir.
Türkiye ekonomisine sağladığımız katkılar da takdir görüyor. Geçtiğimiz aylarda, ülke ekonomimize katkı sağlayan faaliyetlerimiz doğrultusunda, Ege İhracatçıları Birliği tarafından ‘En Fazla Ülkeye İhracat Yapan Firma Ödülü’ne layık görülmek, global pazardaki başarımızın da tescili oldu. İhracat pazarlarımızı her geçen gün daha da büyütme yönünde kararlı adımlarla ilerliyoruz.
-Kısa ve uzun vadedeki hedefleriniz ile varsa yatırımlarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?
Fersan’ın 2030 vizyonunu “dünyaya açılmayı ve Türkiye’yi gururla temsil etmeyi sürdürmek” şeklinde özetlememiz mümkün. İzmir’de doğduk, büyüdük ve şimdi global bir marka olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Hedefimiz, dünyanın dört bir yanında Fersan lezzetlerini sofralara taşımak. Bu hedefe ulaşmak için yeni ürün grupları ve projelerle ihracat pazarındaki başarımızı daha da artırma konusunda kararlıyız.
Tüm bu faaliyetlerimizin yanı sıra, 2025 yılının ikinci yarısında, özellikle sirke üretim ve paketleme hatlarımızda 1,5 milyon Euro tutarında kapasite artışı yatırımı gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu yatırımlarla verimliliğimizi, kalite standartlarımızı ve sürdürülebilir üretim modelimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz.
-Gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Tüketicilerimize en güvenli ürünü ulaştırabilmek için; hijyenik ve kontrollü koşullarda üretim yapmak, en gelişmiş gıda güvenliği süreçlerini uygulamak ve gıda güvenliği kültürünün yaygınlaşmasına yönelik kurum içi çalışmaları kesintisiz sürdürüyoruz.
Günümüzde güçlü marka olmak, yalnızca kârlılığı değil çevreye ve topluma karşı sorumlulukları da gözetmek anlamına geliyor. Türkiye’nin önde gelen gıda markalarından biri olarak tüketici ihtiyaçları ve pazar trendleri yakından takip edilerek yeni ürünler geliştirilirken, sürdürülebilirlik odaklı projelerle çevreye duyarlı üretimi hedefiyle ilerliyoruz. Sürdürülebilirlik anlayışımız çerçevesinde Ar-Ge çalışmalarımızı, 2030 yılına kadar % 100 geri dönüştürülebilir ambalaj ve sıfır karbon ayak izi hedefimiz doğrultusunda şekillendirmeyi amaçlıyoruz.
-Sektörde yaşadığınız sorunlar ve çözüm önerileriniz nelerdir?
Sirke sektörü, ne yazık ki uzun süredir mücadele ettiğimiz ciddi bir sorunla karşı karşıya, tağşiş. Tağşişli ürünler, mevzuattaki boşlukları kötüye kullanarak maliyet avantajı elde ediyor, bu da dürüst üreticiler karşısında haksız rekabet yaratıyor ve en önemlisi tüketici sağlığını ve güvenini tehdit ediyor. Ayrıca, tağşişli sirke ihracatı yapılması, global pazarda Türkiye’nin imajını zedelemekte ve ihracatımızın önünü kapamakta.
Bu hayati soruna çözüm bulmak ve mevzuatın değişmesi için sektöre öncülük ediyoruz. Türkiye sirke pazarının büyük bir bölümünü temsil eden 4 büyük marka olarak bir araya gelerek Sirke Üreticileri Derneği(SirkeDer)’i kurduk ve bu konuda farkındalığın yaratılmasına yönelik mücadelemizi aralıksız şekilde sürdürüyoruz.





